Duaların Kabulünü Hızlandıran 7 Ayet

Hepimizin kabul olmasını istediği bir dua vardır. Ancak bu dualarımızın kabul olması tahmin ettiğimizden daha uzun sürebilir. Allah c.c. istediğimiz dileklerimizi bazen hemen verir bazen ise altın mıyız gümüş müyüz bakır mıyız diye bizi eleklerden geçirir. Rahman ve rahim olan Allah, bizim için en doğru olanı görür ve bilir. Bu nedenle dualarımızın kabul olmasında bir hayır olmamasında ise bin hayır aramalıyız.

Bugün sizlere vereceğimiz hadislerden aktarıldığına göre aşağıdaki ayetleri okuyan kişilerin duaları Allah’ın izni ve inayetiyle kabul olur.

Hadisi şerifte nakledildiğine göre: “Bir mü’min, abdestli olarak ve inanarak bu 7 ayeti okumaya devam ederse, gökten dünyaya Uhut dağı büyüklüğünde eziyet ve belalar yağsa, bu ayetleri okuyan kimseye hiçbir hasar isabet etmez ve tam belaları üzerinden kovar.”

Muaz bin Cebel Hazretleri’nden nakledilen bir söylentiye göre;

Kur’an’da 7 Ayet-i Kerîme vardır ve bunların bir ekip gizemleri ve hikmetleri bulunmaktadır. Öğrenilen bazı gizemleri ve hikmetleri şöyledir:

Bir mü’min bunları abdestli olarak yazıp üzerinde taşırsa, tam canlı mahlûkatın dili o kimseye karşı bağlanmış olur ve o kimse hakkında rastgele kötü bir kelime sarf edemezler.

Bu ayetleri taşıyan kimseyi her gören sever, onu taltif eder ve arzlarını da severek yerine getirir.
Üzerinde bulunan dünya ve ahrete ait her çeşit yeis gam ve efkârları yok olur.

Kimse ona hasar veremeyeceği gibi bu ayetlerin verimiyle tam düşmanlarına galip kazanç.
İmam Şehabettin’in “FEVAİD” isimli yapıtında Kâ’bü’l-Ahbar r.a dan naklettiği bir söylentiye göre şöyle demiştir:

“Bu ayetleri okuduğum zaman sema yere inse ve yerle gök birbiri üstüne kapansa bana rastgele bir hasar olur diye hiç evham dinlemem. Yüce Allah bana, bu ayetler nedeniyle bir çıkış yolu gösterip beni kurtarır.”

Yeniden Ka’bü’l-Ahbar r.a. diyor ki: “Bu ayetleri okuduğun takdirde yer ve gök afetlerinden, belalardan, düşmanın şerrinden, illüzyonistin büyüsünden bu duanın verimiyle emin olursun.” Mecmeatü’l-Ahzab

İmam Şehabettin, Hz. Ali r.a den yaptığı bir söylenti şöyledir: “Her kim bu ayetleri sabah ve akşam okumaya devam ederse Allah o kimseyi zamanın şikelerinden düşmanların ve hasetçilerin kurdukları tuzaklardan ve her çeşit şer ve belalardan gözetir ve kendini himayesi altına alır”

Bu ayetleri okuyan ve iyi bir saatte yazıp üzerinde taşıyan, kendini akla hayale gelen ve gelmeyen bin cinsli fitne fesat ve belalara karşı bir kale içerisine girmiş gibi, koruma altına alır. Bu ayetler inananlar için bir zırhtır.

7 Ayet Şunlardır:

  • Tevbe Sûresinin 51. âyeti
  • Yûnus Sûresinin 107. âyeti
  • Hûd Sûresinin 6. âyeti
  • Hûd Sûresinin 56.âyeti
  • Ankebût Sûresinin 60. âyeti
  • Fâtır Sûresinin 2. âyeti
  • Zümer Sûresinin 38. âyeti
  • 7 Ayetler Okunuşu
  • 7 Ayet Arapça ve Türkçe Okunuşu ve Anlamı
  • 1 – Tevbe Suresi 51. Ayet

قُل لَّن يُصِيبَنَا إِلاَّ مَا كَتَبَ اللّهُ لَنَا هُوَ مَوْلاَنَا وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ ﴿٥١﴾
Kul len yusîbenâ illâ mâ keteballâhu lenâ, huve mevlânâ, ve alâllâhi felyetevekkelil mu’minûnmu’minûne.

De ki: “Allah’ın bize yazdığı şeyden başkası, bize asla isabet etmez. O, bizim Mevlâ’mızdır.” Ve artık mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler.

2 – Yûnus Suresi 107. Ayet

وَإِن يَمْسَسْكَ اللّهُ بِضُرٍّ فَلاَ كَاشِفَ لَهُ إِلاَّ هُوَ وَإِن يُرِدْكَ بِخَيْرٍ فَلاَ رَآدَّ لِفَضْلِهِ يُصَيبُ بِهِ مَن يَشَاء مِنْ عِبَادِهِ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ ﴿١٠٧﴾

Ve in yemseskallâhu bidurrin fe lâ kâşife lehu illâ huve, ve in yuridke bi hayrin fe lâ râdde li fadlihi, yusîbu bihî men yeşâu min ibâdihi, ve huvel gafûrur rahîmrahîmu.

Şayet Allah sana rastgele bir hasar verecek olursa, öğren ki onu, O’ndan başka giderebilecek yoktur. Şayet sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu yasaklayabilecek de yoktur. O, bunu kullarından dilediğini ulaştırır. O, çok affedicidir, çok acıma edicidir.

3 – Hûd Suresi 6. Ayet

وَمَا مِن دَآبَّةٍ فِي الأَرْضِ إِلاَّ عَلَى اللّهِ رِزْقُهَا وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا كُلٌّ فِي كِتَابٍ مُّبِينٍ ﴿٦﴾

Ve mâ min dâbbetin fîl arkasını illâ alâllâhi rızkuhâ ve ya’lemu mustekarrahâ ve mustevdeahâ, kullun fî kitâbin mubînmubînin.

Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Her birinin dünyada duracakları yeri de, can verdikten sonra emaneten konulacakları yeri de O öğrenir. Bunların hepsi sarih bir kitapta Levh-i Mahfuz’da yazılıdır.

4 – Hûd Suresi 56. Ayet

إِنِّي تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّهِ رَبِّي وَرَبِّكُم مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلاَّ هُوَ آخِذٌ بِنَاصِيَتِهَا إِنَّ رَبِّي عَلَى صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ ﴿٥٦﴾

İnnî tevekkeltu alâllâhi rabbî ve rabbikum, mâ min dâbbetin illâ huve âhızun bi nâsıyetihâ, inne rabbî alâ sırâtın mustekîmmustekîmin.

“İşte ben, hem benim, hem sizin Rabbiniz olan Allah’a direndim. Yeryüzünde bulunan hiçbir canlı yoktur ki, Allah, onun kakülünden yakalamış olmasın. Kuşkusuz Rabbim dosdoğru bir yol üzerindedir.”

5 – Ankebût Suresi 60. Ayet

وَكَأَيِّن مِن دَابَّةٍ لَا تَحْمِلُ رِزْقَهَا اللَّهُ يَرْزُقُهَا وَإِيَّاكُمْ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ ﴿٦٠﴾

Ve keeyyin min dâbbetin lâ tahmilu rızkahâ allâhu yerzukuhâ ve iyyâkum ve huves semîul alîmalîmu.

Nice canlılar vardır ki, rızıklarını taşımazlar gıda biriktirmezler. Onları da sizi de Allah rızıklandırır. O, hakkıyla duyandır, hakkıyla bilendir.

6 – Fâtır Suresi 2. Ayet

مَا يَفْتَحِ اللَّهُ لِلنَّاسِ مِن رَّحْمَةٍ فَلَا مُمْسِكَ لَهَا وَمَا يُمْسِكْ فَلَا مُرْسِلَ لَهُ مِن بَعْدِهِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ ﴿٢﴾

Mâ yeftehillâhu lin nâsi min rahmetin fe lâ mumsike lehâ, ve mâ yumsik fe lâ mursile lehu min ba’dihî, ve huvel azîzul hakîmhakîmu.

Allah, insanlar için ne rahmet açarsa, artık onu yakalayacak yasaklayacak yoktur. Neyi de meblağsa, bundan sonra onu yollayacak yoktur. O, salt efor sahibidir, karar ve hikmet sahibidir.

7 – Zümer Suresi 38. Ayet

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ قُلْ أَفَرَأَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ إِنْ أَرَادَنِيَ اللَّهُ بِضُرٍّ هَلْ هُنَّ كَاشِفَاتُ ضُرِّهِ أَوْ أَرَادَنِي بِرَحْمَةٍ هَلْ هُنَّ مُمْسِكَاتُ رَحْمَتِهِ قُلْ حَسْبِيَ اللَّهُ عَلَيْهِ يَتَوَكَّلُ الْمُتَوَكِّلُونَ ﴿٣٨﴾

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda le yekûlunnallâhu, kul e fe raeytum mâ ted’ûne min dûnillâhi in erâdeniyallâhu bi durrin hel hunne kâşifâtu durrihi ev erâdenî bi rahmetin hel hunne mumsikâtu rahmetihi, kul hasbiyallâhu, aleyhi yetevekkelul mutevekkılûnmutevekkılûne.

Andolsun, şayet onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı vazgeçip de iman ettikleriniz var ya; şayet Allah bana rastgele bir hasar değdirmek isterse, onlar Allah’ın değdirdiği hasarı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini yasaklayabilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.”

Dua kul ile Allah arasındaki köprüdür, o köprünün sağlamlığı bizim manevi yönelişimiz ile doğrudan alakalıdır. Allah ben kırık kalplerdeyim buyurdu, dua ederken aciz ve çaresiz bir yöneliş gereklidir. Umudunu yıkma, kuyudan çıkıp Mısır’a sultan olan Yusuf peygamberi hatırla. Allahın merhamet ve ihsanı gönlü kırık kişiye doğru uçar.

Ayağın kırıldı diye üzülme, Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek.

Geçmiş ve gelecek insana göredir, yoksa hakikat alemi birdir. Dünya bir rüyaysa başına gelen felaketler de geçicidir.

Derdin ne olursa olsun korkma, YETER ki umudun Allah olsun. Hiçbir günah hiçbir yanlış Allah’ın yüce merhametinden büyük değildir.

Şu uçan kuşlara bak ne ekerler ne biçerler… Onların rızkını düşünen Allah seni mi ihmal edecek?

Ne istersem ben mevladan isterim. Verirse yüceliğidir, vermezse imtihanımdır. Allah’dan bir şey istersen kapı açılır, sen yeterki vurmayı bil. Ne zaman dersen bilemem ama açılmaz diye umutsuz olma, sen yeterki o kapıda durmayı bil.

Bu hayırlı paylaşım saglikpaylasimlari.com ve nukteler.com dan derlenerek hazırlanmıştır.

Kaynaklar:

  • Kur’an-ı Kerim
  • nukteler.com

 

Yorum Yaz